Bitti Bitti Bir Dönem Bitti..

Yaşasın okullar açıldı dedik çok mutluyuz heyecanlıyız dedik. Zaman yine kendini gösterdi nasıl geçtiğini anlayamadan bitti.

İlk günler; alıştırmalar her gün verilen ödevlerin programlanması, yapılması derken; bir zamanlar sadece güzel yazı dersi olarak öğrendiğim el yazısını yeniden öğrenmeye başladım. Poyrazımın o minicik elleri ile yazı yazmayı öğrenmesi o harfleri söylemeye çabalaması hepsi heyecanlıydı bizim için. Herşey iyi hoştu da en çok okumada zorlandı Poyraz, sayfalarca yazma ödevi olsun hiç şikayet etmedi fakat okumaktan hoşlanmıyordu. Yine bir gün kendisine itiraf etti “Okumayı sevmiyorum çünkü okuyamadığım için sinir oluyorum kendime” dedi. Din dan don “Kabulleniş, teslimiyet anlamına gelmez; bir şeyi var olan durumu anlamak ve bunu üstesinden gelmenin bir yolunun olduğunu bilmektir” bir başka deyişle farkındalıktır dedik ve çözüm yolları bulduk. Bir satır Poyraz, bir satır ben okumaya başladık. El yazısı olduğu için bende zorlanıyor gibi yapınca, bunun normal bir şey olduğunu anlamaya başladı. Bazen hiç okuma yapmak istemedi zorlamadım “İstediğin zaman okuyabilirsin” dedim. Baktım taktik başarılı. Bir sayfa bir sayfa derken hopp okumayı çözdü. O kadar mutlu olduki şimdilerde nerede bir yazı görse okumaya çalışıyor, ben kitap okurken omuzumun üstünden sesli olarak okuyor ve bana ” anne rahatsız ediyor muyum” diyor. 🙂

Açıkcası hedefim asla okumayı çözmesi değil 2 ay sonra öğrensin yada 5 ay sonra ,okumayı yazmayı bilmeyen insan yok. Önemli olan severek okusun, zorunluluk gibi görmesin, okumak hayatın içinde hep olsun. Sonuç; belkide kendimizi çok zor bir döneme şartladığım için mi bilmiyorum tahmin ettiğimiz kadar zor değildi 1. Sınıf 1. Dönem en azından bizim aile için.

Bu düzene o kadar çok alışmışım ki geçenlerde bir arkadaş ile sohbet ederken haftaya karneler alınıyor diyince bende şimşekler çaktı. Aaaaa Poyrazım karnemi alıyor şimdi oldum. Bana göre Poyraz okula gidip geliyor öğreniyor mu öğreniyor yada ben kendi çocuğumun durumunu bildiğim için karneyi çoktan unutmuşum. Gerçi şöylede bir durum var karnedeki 4-5 rakamlarının hiç önemi yok benim için öğretmenin ağzından duyacağım bir cümleyi ya da çocuğumun yüzündeki bir tebessümü daha çok itibar ediyorum. Çocuklarımızın hayatlarını rakamlara bağlı yaşamalarından hoşlanmıyorum.

Bizim çocukluğumuzda karnesini alan çocuklar bir bayram havasıyla anneannesini, babaannesini ziyarete gelirlerdi, mahallemiz çocuklarla dolardı o kadar keyifli olurdu ki dışarısı soğuk ama yanaklarımız kıpkırmızı olurdu. 9 kiremit, yakan top, evcilik hepsinden oynardık. Eve giriş saatimiz belliydi “Akşam ezanı” o saatten sonra hepimiz çil yavrusu gibi evlere dağılırdık ertesi gün yine aynı… Gözlerimi kapattığımda hep o güzel günler canlanır gözümün önünde gülümsetir beni, mutluluk dolar içim.

Şimdilerde bizim çocuklarımız; en azından Poyraz iple çekiyor bu tatili, kalabalık ailemizle kuzenleri ile oynayacakları oyunları anlatıyor bize. Bizde tıpki çocukluğumuzda yaşadığımız sömestir tatili sevinçlerini yaşatabilmek için İstanbul’u arkamızda bırakıp aynı zamanda hayat albümümüze 1 düzine fotoğraf biriktirmek için hemen düştük yollara…

Bitti, bitti bir dönem bitti…

Hepimize iyi tatillerrr.

Başlasın bakalım 15 günlük mola…

Sevgiler

(Visited 17 times, 1 visits today)

Yorumlayın, Cevap yazın, Fikirlerinizi paylaşın!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir