“el-ele” yazmak..

Bir pazar sabahı hem de ertesi sabah, oğlumun ilkokula başlayacağı gün hasta uyandım. Bir önceki gün hiçbir şeyim yokken nerden çıktı bu baş ağrısı?

Anlamak mümkün değil iyileşmek şart. Geçen hafta geçirdiğim yoğun haftadan mı, yoksa okullu olacağımızın heyecanın dan mıdır bilemiyorum. Çoğu zaman olanı ahlayarak, vahlayarak, tühlenerek karşılamak yerine hemen bir sonraki adıma geçmeyi düşünürüm. Bir sonraki adım iyileşmek…

Hasta olmayı hiç sevmem, hem kim sever ki?.. Yatmaktan sıkılırım ne yapacağımı hiç bilemem. Eşim, uyu ve dinlen vücudunun buna ihtiyacı var derken; benim kafamda yatsam olmaz okusam olmaz, konuşsam olmaz, anlayacağınız olmazda-olmazlar sohbet ediyordu.

Bu alışkanlıklar küçüklükten geliyor, hasta olduğumu pek hatırlamıyorum olduysam da oyun oynamaya devam ederdim ayakta iyileşirdim unuturdum. İlaç ve doktor ikilisini pek bilmezdim. Annemin meşhur ilaçları vardı hastalık durumuna göre değişirdi. Ya bir kaşık zeytinyağ içirirdi ya vickslerdi ama hasta çayımızı hep yapardı. Hemen “ığğğğğ zeytinyağ mı” diyorsunuzdur eminim. Ben Poyraza bile içiriyorum. Şifa niyetine deyip. Eee ne demişler zeytinyağ için “rahatsızlığın içindeyse iç, dışındaysa sür” tam bir mucize! Ne varsa eskilerde var, doğada var. Bir Egeli olarak bayılıyorum ben bu doğaya ve doğal olan her şeye.

Hemen eşim sağ olsun bir hasta çayı yaptı bana içi bol karabiberli, taktım bir dvd boş boş yatılmaz diye başladım izlemeye. Aradan 2 saat geçti film bitti, İyi geldi film, saçmalıyor muyum ne 🙂 film mi beni tedavi etti yoksa unuttum mu gene hastalığımı :)? Ardından bir meyve tabağı, kararlıyım yarın sabah bomba gibi kalkmaya. Bunlar olurken Poyraz nerede derseniz eğer, o da kuzenleri ile beraber sinemada.. “Minions” izlemeye gittiler.

Kafam kalkmıyor ama yazı yazmak beni rahatlatıyor, yine bir şeyler yazmak istedim. Yazımı yarın ilk okul günü yaşadığım duygu ve ruh hali ile bitirmek istiyorum.

Heyecan tavan yapmış bir şekilde sabah kalktık erkenden. Baş ağrısı şiddetli bir şekilde devam.. Unutmalıyım çocukluğumdaki gibi… Baş ağrısı da neymiş bugün benim oğlum ilkokula başlıyor bunun enerjisi yeter bana beeee 🙂 Bilmeyende ilk defa okula gidiyor sanır 3 yıldır gidiyor. Olsun bu farklı bu İlkokul…

Okulumuzun bahçesinde toplandık İstiklal Marşımızı söyledik, ben yine heyecanlıyım kalbim pır pır. Daha sonra onlar kahvaltıya bende işe doğru yola koyuldum. Bu muydu yani dedim. “Yok senide sınıfa alıp derse mi katmalarını planlıyordun” deyip kendi kendime konuşmaya başladım. Ne var yani görünmez olsam Poyrazın sınıfına girsem, onun kalemi olsam, tutmaya çalışsa beni, ne konuşuyorlar, nasıl dinliyor öğretmenini bir görsem ne olurdu sanki, olsaydı tadından yenmezdi.

Neyse ben bunları düşünür ve düşlerken işe doğru yol almaya devam…

Öncelikle tüm çocuklarımız için yeni dönem hayırlı olsun isterim. Zihinleri bol oksijenli olur inşallah, enerjileri yerinde olur inşallah en önemlisi mus mutlu hep mutlu olurlar inşallah. Bizlere de bol bol sabır diliyorum, kolay değil onlarca “el-ele” yazmak 🙂

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Bu yazımı bitirdiğim günün gündemi; okuldan çok savaş ve ölümler ile dolu olduğunu iki gün uzak kalmayı seçtiğim online yayınlara bakınca fark ettim. Yürekler kan ağlıyordu. Bir anne olarak, her şeyden önce bir insan olarak; o annelerin acılarını düşünmeye çalıştığım için maalesef o gün sizler ile paylaşmaya gönlüm razı olmadı. Ben bu heyecanları yazarken şehit askerlerimizin, polislerimizin ve ölen masum insanların evlatları gözümün önünden geçti gitti. Kim bilir onların da bizim gibi ne okul heyecanları, ne hayalleri vardı?

Memleketim için barışın, sevginin, adaletin en önemlisi çocuklarımız için güvenli bir ülke diliyorum, istiyorum. Umudumu kaybetmiş değilim!!!

“İllaki savaşmak istiyor ise insan, önce kendi cahilliği ile savaşmalı..”

Sevgiler

(Visited 27 times, 1 visits today)

Yorumlayın, Cevap yazın, Fikirlerinizi paylaşın!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir