Kahraman Kardeşler

Poyraz ve Melisa’yı doktor kontrolüne götürdüğümde hemşirenin ” Kahraman Kardeşler” diye seslenmesiyle iki çocuklu bir anne olduğumun farkına varmıştım, evet dedim Kahraman kardeşler benim çocuklarım. ☺
…….

Poyraz abi olacağını öğrendiğinde bana sorduğu ilk soru şu olmuştu. Bana olan sevginiz değişecek mi? O zaman annelik psikolojisiyle aklıma gelen ilk hikâyeyi sıraladım. Hamilelikte, karnım büyüyecek, kocaman olacak, karnımla birlikte kalbimde büyüyecek, kalbimle birlikte içimdeki sevgimde büyüyecek, sana olan sevgimin yanına kardeşinin sevgisi eklenecek ve sana olan sevgimiz değişmeyecek deyivermiştim. Planlamadan yapılan bir konuşmaydı. O gün Poyraz için kurguladığımı sandığım cümlelerin gerçek olduğunu aylar sonra farkına varacaktım. Annelik öyle bir şey ki 2. çocuğun olduğunda içindeki sevgi seli şaha kalkıyor köpürüyor köpürüyor okyanus gibi… Ve bu 3,4,5… devam etse de hep böyle olacak gibi bir his bu. Acaba ilk çocuğuma ihanet etmiş olur muyum, sevgim azalır mı, ikisini de aynı şekilde sevebilir miyim cümleleri, düşünceleri çöpe gidiyor.

Doğumda Poyraz da bizimle beraber hastaneye geldi. Doğru mu yapıyorum, yanlış mı diye kendimi çok sorguladım (Normal doğum yapacaktım ve ne ile karşılaşacağım hiç belli değil) şimdi görebiliyorum ki iç sesime kulak vermek yine işe yaramış idi. Kaldığım odanın şöyle bir avantajı vardı, odanın içinden tekrar bir odaya geçiş vardı, orası gelen konuklar için hazırlanmıştı o yüzden çok zorlandığım zamanlarda Poyraz o odada keyif yapıyordu. İyi durumdaysam benim yatağımda Poyraz ile beraber keyif yapıyorduk. Benim sedye ile ameliyathane odasına girmem, kapısında bizim çıkışımızı beklemesi, çıkar çıkmaz kardeşine koşması, onun içinde unutamayacağı tecrübe olarak hayatında yer alacak bir kesitti belki de. Unutamadığım sahne şuydu; doğumdan çıkalı henüz 15 dakika olmuş,  bir kolumda Poyraz, diğer kolumda Melisa başucumda eşim. Allah’ım rüya mı bu, rüyada mıyım ben şuan diye söylendiğimi hatırlıyorum. Poyraz bana şunu dedi ” Hayır anne gerçek hepsi gerçek kardeşimde yanımızda artık, bak dokunabiliyorsun bize” dedi. O an Allah’ıma ne kadar şükür etsem azdı çünkü dakikalar öncesinde sancılardan kıvrandığım yatakta şuan huzur buluyordum rüyadayım sanmıştım.

Hastanede başladı Poyraz, Melisa’yı kucağına almayı, eve geldik kucakladı. Çevremdeki herkes gözleri yerinden fırlayacak gibi bakıyordu bana, haklılardı belki de kendilerince ama ben dinlemedim. Bezini değiştireceğim zaman bile bezini ben getirdim, kremi ben taşıdım, Melisa’yı Poyraz’a taşıttım. O kadar mutlu oluyordu ki, altını değiştirmesine bile izin verdim, dokunmasına izin verdim, öpmesine izin verdim, kucaklamasına izin verdim. Fazla vericiydim anlayacağınız☺ Şuan da şöyle bir durumla karşı karşıyayız, Melisa ile yaşıtı gibi oynamaya çalışıyor. Gıdıklıyor, yatağın üzerine atıyor, zıplatıyor, sert hareketlerle oynuyor her an tetikteyim  ☺çok müdahale etmiyorum ama zaman zaman da korkuyorum bakamıyorum kafamı çeviriyorum. Sonrada diyorum ki; Allah’ım koru çocuklarımızı, sana emanet hepsi.

Bize gelirsek, madalyonun diğer tarafına bakarsam eğer, zor arkadaşlar; uykusuz kalmak zor, iki çocuklu hayat zor, yemek yemek zor, dışarı çıkmak zor, keyif yapmak yok, kahve içmek zor, kitap okumak zor amaaaaaaaaa güzel, çok güzel, kahraman kardeşleri gizliden gizliye seyretmek, sohbetlerini dinlemek onlarla kokulu öpücük yarışması yapmak, her akşam aile sarılması yapmak müthiş güzel. Yani sonuç olarak büyük resme bakarsam eğer abilik çok yakıştı Poyrazıma. Bana mı; çok şükür 1 yılda loğusalığım yeni bitti ve bu satırları yazabiliyorum artık, gerisini siz düşünün…. ☺

Sevgiler

(Visited 53.952 times, 1 visits today)

Yorumlayın, Cevap yazın, Fikirlerinizi paylaşın!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir