Neden Korkmalıyız?

Çocuklarımızın sınıfta utanmamalarından mı yoksa öğrenememelerinden mi korkmalıyız?

Çocukların ödevlerine yardım etmek bazen jimnastik salonunda ağırlık kaldırarak kas yapmak isteyen birinin yükünü hafifletmeye benziyor. O an için çocuklarımızın işini kolaylaştırıyoruz belki, ama abartırsak kimi kaslarının hiç oluşmamasına bile neden olabiliyoruz.

Poyraz, geçen sene ödevle tanıştı maalesef. ( Bir yandan üzülüyorum ödevlerle bu kadar erken tanışmalarına) hafta sonları 1 er sayfalık ödevler veriliyordu. Yine ödevi olan bir günde Poyraz ödevini yapmak istemedi, pekala dedim sen nasıl istersen çantana koyabilirsin. (Mideme içten içe kramplar girdiği doğrudur) Öğretmenine ödevini yapmak istemediğini anlatan bir bilgilendirme notu yazdım iletişim defterine. Ertesi gün eve gelindiğinde “Anne öğretmenim benimle konuştu, benim bunu ve daha fazlasını yapabileceğimi söyledi. Sonra, öğretmenim bana ikinci bir şans verdi.” O akşam, Poyraz ödevini kısa bir sürede güzel bir şekilde yapıp tamamladı. Bir önceki gün mideme giren krampların yerini doğru yolda olmanın sevinci aldı.

Bu yıl biraz daha zorlu olmaya başladı. Seneye ilkokul 1. Sınıf olacağı için el yazısı, sayılar, şekiller, çizimler için fazladan çaba sarf ediyor. Geçen akşam yine bizim evde bir ödev krizi çıktı “Yapmak istemiyorummmm” şeklinde bağırmalar isyanlar havada uçuşuyor idi. Ben yine sen bilirsin oğlum şeklinde tavrıma devam edince “Yapmak istiyorum ama yapamadığım için yapmak istemiyorum” şeklinde bir itiraf geldi Poyrazdan ve bunu kendine itiraf edebildiği için rahatladı da. Bunun üzerine bu sefer öğretmeni yerine biz konuştuk birlikte. Kendisini anlayabiliyor olmamız hoşuna gitti.

Birkaç hafta sonra yine bir Cuma akşamı “Poyraz bu akşam ne oynasak acaba” diye sorduğum da Poyraz” Anne önce ödevimi yapayım daha sonra oynarız dedi” benim oğlum dedi Poyraz dedi bunu ☺ eşimle biz göz göze gelip içimizdeki leylekler havada uçuşuyor idi mutluluktan.. Yapabildiğini gördükçe daha çok hoşuna gitmeye başladı ve hatta her yerde bak anne ben bunu yazabiliyorum, yapabiliyorum şeklinde ifadeleri çoğalmaya başladı diyebilirim.

Şimdilik böyle bir iki tecrübelerimiz oldu. Bu sorumluluğunu kazandığını söylemem yanlış olur, bunlar bir iki deneme yoklama ☺ Her yeni kazanımda olduğu gibi burada da biraz sabır ve istikrarlı olmak gerekiyor.

Steve Reifman nerede durmamız gerektiğini, ev ödevi konusunda neyi,ne kadar yardım edebileceğimiz konusunda bizlere ipuçları veriyor.

Steve Reifman diyor ki;

Ne zaman çocuklarım benden ödevleri için yardım etmemi isteseler, elimden gelenin en azını yapmaya çalışıyorum. Çünkü biliyorum ki gereğinden fazla yardım çocuğumun benden azami faydalanmasını sağlamakla birlikte, ona gerçek anlamda yardım ettiğim anlamına gelmeyecek. Hatta işini fazla kolaylaştırmam halinde, belki de ertesi gün sınıfta komik duruma düşecek.

Ev ödevi politikası

Ev ödevi yapmak bazen bütün gece sürecek bir savaşa dönüşebilir. Bir kere çocuğun ödevin başına oturması başlı başına bir iştir. Ders çalışmak yerine yapılabilecek onca eğlenceli şey varken kendiliğinden masasının başına geçen bir çocuğunuz varsa şanslısınız demektir. Ama o kadar şanslı değilseniz televizyonu ona yasaklamakla yetinmeyip kapatmayı denemeli ve ders çalışma saatlerini elbette çocuğunuzla da müzakere ederek belli bir düzene oturtmalısınız. Onun bu düzene riayet etmesinin tek bir yolu var, çocuğunuza neden ders çalışması gerektiğini etraflıca ve ikna edici bir şekilde anlatmak. Ders çalıştığı için onu ödüllendirmeniz, çalışmadığı için cezalandırmanız kadar anlamsız. Sonuçta kendisi için öğreniyor, sizi mutlu etmek ya da kızdırmak için değil.

Çalışma alanı

Mümkünse kendi odası olsun.( her çocuğumuzun ayrı ayrı odası olmayabiliyor tabi) Değilse mutlaka bir masası olsun ki üzerine ders çalışırken ihtiyaç duyduğu kitapları, defterleri ve malzemeleri yayabilsin. Bu da olmuyorsa en azından her akşam aynı yerde ders çalışabileceği bir ev düzeni oluşturun. Bu sayede o yere geçtiğinde derslerine kolayca konsantre olabilir.

Ev ödevleri

Çocuğunuz eve geldiğinde “günün nasıl geçti” sorusunun hemen ardından “ödevin var mı?” diye sormayın. Önce gününün nasıl geçtiğini anlatsın, cümlesini bitirdiğinde “bugünkü ödevlerin çok ağır mı?” diye sorun mesela. Böylece yapması gerekenlerin niteliğini daha rahat öğrenirsiniz. Eğer size zor bir şeyler yapması gerektiğinden bahsediyorsa yardıma ihtiyacı var demektir. “Tamam yaparız birlikte” demek yerine “Bir uğraş sonra bakalım bir yardımım dokunabilecek mi?” deyiverin. Çünkü böylece ona sizin onun karşısına ev ödevi olarak gelen her şeyi bilmek ve ona yardım etmek zorunda olmadığınızı daha kolay anlar.

Eylem planı

Sizden yardım istediyse cevabı hemen vermek yerine, ders kitabının o cevaba nasıl ulaşılması gerektiği konusunda ne dediğini gözden geçirin. Çünkü çoğu zaman ödevle yapılmak istenen çocuğunuzun bir yöntem üzerine düşünmesidir, kesin cevabı pat diye vermesi değil.

Soruyu anlatın

Yöntemi çalıştıktan sonra soruyu birlikte gözden geçirin ve mümkünse başka bir şekilde sorun. Elbette cevabı biliyorsunuz, ama çocuğunuzun bir problemi nasıl kavrayacağını da öğrenmesi gerekiyor.

Yalnız bırakın

Soruyu anlamasını sağladıktan ve yöntem üzerine biraz çalıştıktan sonra onu yalnız bırakın. Sizin önünüzde uğraşmasın, biraz kendi başına kafa yorsun.

Gerekmedikçe cevap yok

Eğer mutlaka gerekmiyorsa cevabı ona söylemeyin. Mutlaka gerekli olduğunu ise çocuğunuzun yorgunluk ve umutsuzluk derecesinden zaten anlarsınız. Böyle bir durumda cevabı vermek zorunda kaldıysanız, cevaptan yola çıkarak yönteme ve soruya ulaşmak üzere meseleyi bir de tersinden ele alın.

Haftada bir verilen ödev; seneye her akşam verilmeye başlandığında bizim evdeki haller nasıl olur ön göremiyorum tabi ki de. Steve Raifman bu anlamda güzel bir yol gösterici, fakat teori ile pratiğin uyuşmadığı anlarda olduğunu bilen bir anne olarak en iyisi yaşayarak deneyimlemek..

Sevgiler

(Visited 33 times, 1 visits today)

Yorumlayın, Cevap yazın, Fikirlerinizi paylaşın!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir