Sürprizzz..

Evetttt 8 ayımızı geride bırakmış bulunmaktayız… Bu süreç nasıl geçti biraz yazmak isterim size.

Beslenme şeklimden başlamak gerekirse eğer, hiç değişmedi. Yani 2 canlıyım ben 2 katı yemek yeme mantığı bana göre değil. Kendimi şımartmadım mı tabi ki şımarttım ama normal dönemlerimdeki gibi ertesi gün daha dikkatliydim. Nefsimi hâkim olamıyorum diye bebeğimi sağlıksız beslemenin anlamı yok. En çok yediklerim; sebzeler, turşular, salatalar tam bir ege mutfağı tadında. Turşuyu fazla kaçırınca evdeki erkekler hemen doktoruma şikâyet ediyorlardı o yüzden az az, ya da bir dönem hiç tüketemedim. Daha sonra hamur işi tükettiğimde kendimde farklılıklar hissetmeye başladım. Başım dönüyor, kafamı taşıyamaz hale geliyordum. Konuyu doktorumla paylaştım ve testler sonucunda hamilelik şekerim çıktı. Daha çok dikkat etmeye başlamak zorunda kaldım. Çünkü hamur işi ya da tatlı yediğimdeki düşeceğim durum aklıma geldikçe ister istemez insan yememeyi tercih ediyor. Aç kalmayı bile göze alıyor insan çünkü çok kötü oluyordum.  Su hayatımın olmazsa olmazı! Gülebilirsiniz belki ama ben suyumu ölçerek içerim her zaman, hamileliğimle alakalı bir şey değil, en az 2 litre günde su tüketmeye çalışırım görev gibi vücuduma karşı bir sorumluluk sanki.

Hayatımda ki değişiklerden biride spor. Evet evet yanlış duymadınız her zaman yapana imrenerek baktığım ama kendimin yapamadığı spor. Akşamları yürüyüşe çıkıyoruz. Bu konuda doktorumun baskısı ve ardından eşimin her zaman, her konuda olduğu gibi desteği büyük. Doktoruma ilk zamanlar gittiğimde kendini nasıl hissediyorsun dedi. “Patates çuvalı gibi” dedim. İnanın öğleydim; ağır, yerinden kalkamayacak durumdaydım.  Bu çok normal dedi, ( hamilelikte her şey normal ama hiçbir şey eskisi gibi değildir ) kız bebek progesteron hormonu salgılar, anne de progesteron hormanu salgılar bu yüzdendir annenin aşağı çekilmesi. Hatta bunu halk arasında kız bebek annenin güzelliğini alır derler, aslında bu dış güzellikten ziyade annenin enerjisidir dedi. Spor, dedi “Hayatına sporu katmalısın, kendini böyle hissettiğin an kalk koltuktan hemen diğer odaya geç” dedi, “Emin ol devamı gelecek” dedi, nitekim dediği çıktı her zaman ki gibi. Bazen öyle enerjisiz oluyorum ki, çıkmasak mı diyorum, hadi hadi geçer diyor eşim bir çıkıyoruz iyi ki beni çıkardın dışarıya diyorum. Bana bu yürüyüşler çok iyi geliyor, geliyorduuuu…Geliyordu diyorum çünkü son zamanlarıma yaklaştıkça yürüyüşlerime de ara vermek zorunda kaldım. Ne çok hareket iyi geliyor ne de oturmak. Yavaşla diyor kısacası, vitesi boşa al yavaşla. Bende öyle yapıyorum artık, dinlenmedeyim. Poyrazda hiç böyle şikayetlerim olmadı son 15 güne kadar çalıştım hep enerjiktim. Her çocuk nasıl farklıysa her hamilelikte farklıymış.Bu şekilde devam eden sürede şu ana kadar 8 kilo aldım. Bunu yazıyorum çünkü o kadar çok soruluyor ki bizim toplumda ilk soru hamileysen kaç kilo aldın… Az alırsın sorun, çok alırsın ayrı bir sorun. Toplum olarak takıntılıyız kiloya.

Kontrollere gidince Poyraz ile doktorumun sohbetini görmeniz lazım. “Altuğ abi Annem turşuyu fazla yemeğe başladı, bazen hamile olduğunu unutuyor, hep hareket hep hareket onu nasıl hatırlatabiliriz hamile olduğuna” diyor. “Stres çok yapıyor bazen, stres kardeşime zarar veriyor” diyor… Ben ağzı açık dinliyorum. Doktora ben değil Poyraz gidiyor resmen. Okulu olduğu için bir kaç sefer gitmedi bizimle bir akşam geldi yanıma “Biliyor musun anne bugün gözlerim yaşardı okulda, ama kimseye göstermedim” dedi. Neden ki dedim. Kardeşimi çok özledim bende gitmeliydim bugün deyince (ben bittim tabii) tamam dedim bir daha sensiz gitmeyiz, nitekim her kontrole Poyrazın programına göre yapıyoruz ve ailecek gidiyoruz.

Yazımdan da anlayacağınız üzere doktorumdan çok memnunum her şeyi rahatlıkla danışabiliyorum. İnsanın arkadaşı gibi bir doktoru olmalı, yanında ağladığı, güldüğü, sinirlendiği ama her şeyden önce kasılmadığı rahat davrandığı, açıkça her şeyi konuşabildiği bir doktoru olmalı. Oğlumun, Altuğ abisi. Bizim yanına gitmek için can attığımız sohbetini özlediğimiz arkadaşımız, dostumuz ve doktorumuz. Hoş gittiğimizde Poyraz’dan bize sıra pek gelmiyor. Tüm detayları benden değil Poyraz’dan öğreniyor. Son kontrolümüze gittiğimizde 13:00 de olan randevumuza 16:00 da girmek zorunda kaldık malum bazen acil ameliyat durumları çıkabiliyor. İçeri girer girmez başladı Poyraz; ”Bugün bizi neden bu kadar geç aldın Altuğ abi, bizim planımız vardı. Arkadaşımın yanına gidecektik onları ne kadar çok beklettik”… anlattı da anlattı. “Arkadaşımın yanından ayrılınca evimize gideceğiz sonra akşama Fato teyzemler gelecek, annem yemeğe mantı yapmayı düşünüyor ama ben dedim sana mantı yasak anne canın çeker yersen söylerim Altuğ abiye. Bu arada, Altuğ abi senin telefonun sesli mesaj alıyor mu?” Evet Poyraz’cım, “Tamam eğer annem dayanamayıp mantıdan yerse ben size sesli mesaj atarım.” İnanın girer girmez konuşma buydu. Bana artık normal gelmeye başladı. Sonra bize sıra geldi kontroller yolunda Melisamız iyi çok şükür. Melisa evet kızımızın ismi Melisa kısmetse… Poyraz bir gün geldi babasıyla beni karşısına aldı, “Kardeşimin ismi Melisa olabilir mi?” dedi. “Benim çok hoşuma giden bir isim, olursa mutlu olurum” dedi. Bizde birbirimize bakıp neden olmasın dedik ve böylelikle isim kargaşası başlamadan bitti bizde.

Neyse hastaneden çıktık o kadar gerildim ve yoruldum ki 4 saat hastanede beklemek bitirdi beni Aytekin desen barut hemen arkadaşımın yanına atmak istedim kendimi. Bebek kokusu beni sakinleştirir diye gittim arkadaşıma (Poyrazın Altuğ abisine anlattığı plan) ofise girdik bebek uyuyor sessiz olun dedi biz sessizce prensesin katına çıktık. Prensesi sevmek için açtığım kapı “Sürpriz” çığlıkları eşliğinde benim için hazırladıkları “Baby shower” a açılmış meğer farkında değilmişim. Şok oldum, mutluluğum çığlıklarımdaydı. O kadar güzeldi ki her detay incelikle titizlikle düşünülmüş her saniyesini hafızama kaydettiğim, Melisa’ma anlatacağım, anlatmaktan hiç bıkmayacağım masal tadında bir gündü..

Annem biz küçükken ” Allah doğru insanlarla karşılaştırsın sizi” diye dua ederdi hep. O zaman bilmezdim anlamını belki ama şuan ne kadar büyük bir dua olduğunu anlıyorum. Doğru insanlarla karşılaşmak ne büyük bir şükür. Sevgili dostlarım şükürlerimdesiniz iyi ki hayatımdasınız iyi ki yanımdasınız…

Şanslı mı olunur şanslı mı doğuluyor bilemiyorum ama; Alex Rovira’ nın şu sözünü pek bir severim. “Çok kişi iyi şans ister ama pek az kişi onun peşine düşmeye gönüllüdür.” Şansınızın peşine düşün benden söylemesi.

Sevgiler

(Visited 96 times, 1 visits today)

Yorumlayın, Cevap yazın, Fikirlerinizi paylaşın!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir