Dağ, bayır, bağ, bahçe..

Şehir yaşamlarında hafta sonu olunca ve çocuğun varsa hemen dağ, bayır, bağ, bahçe arayışına giriyor insan.. Nereye gidebiliriz?

Hafta içi vücudumuza yüklediğimiz negatif enerjiyi boşaltma, toprağa basma, yeniden şarj olabilme tek hedefimiz. Bu hedefe giderken aklımızın diğer tarafında trafik çilesine de oluyor tabi. İBB ye bakalım sarı mı, kırmızı mı yeşili zaten göremiyoruz da artık, sarı renkli yollar görmek bile rahatlatıyor bizi.

Bazen; hatta son zamanlarda trafik stresi, şarj olma düşüncesinden ağır basıyor ve evimizde vakit geçiriyoruz. Bunu da çok seviyorum evde ailecek bir arada olmak…

Erken kalkmayı başarabiliyorsanız eğer, kahvaltıyı yapıp hoppppp erkenden dışarı çıkarsınız o zaman da sizden mutlusu yok… “Dönüş trafiği stresini yaşayana kadar”

Geçen hafta sonu yine bu düşüncelerle çıktık yollara bu sefer yolumuz Sarıyer deki Atatürk Arboretum du…

Arboretumlar bilimsel araştırma ve gözlem amacıyla orijini ve yaşları belli, her biri doğru ve dikkatli bir şekilde bir araya getirilmiş olan çoğunluğu ağaç ve diğer odunsu bitki taksonlarının uygun seçilmiş alanlarda yetiştirilip sergilendiği tabiat parçalarıdır. Başka bir açıdan bakıldığında arboretumlar eğitim ve bilimsel yanları ağır basan bilgi, emek ve sabırla meydana getirilmiş birer canlı bitki müzeleridir.” diye geçiyor.

Aynen de öyle tam bir doğa müzesi açık alanda bol oksijenli gezebileceğiniz müthiş bir yer. Ben açıkçası bayıldım. Kaç yıllık ağaçlar, sonbahar nedeni ile renk renk yapraklar sarının kahverenginin bin bir tonu, hiç ayrılmak istemedim oradan içime huzur kapladı. Oturup saatlerce doğayı izlemek istedim. Hayallere daldım kendimi bir doğa belgeselinin ortasında gibi hissettim. Manzara da inanın öyleydi. Ben hayallerimin içine girmişken Poyraz ile babası büyüteçle ağaçların köklerine bakıp, ağaçların yaşlarını hesaplıyorlardı. Daha sonra bir baktım ellerinde sopalarla “sopam sende” oynayıp, koşup zıplayıp yorulunca yerde yuvarlanmaya başladılar. İşte dedim ne güzel. Yüzümde yine bir tebessüm oluştu baba oğul birlikte oyun oynamalarına bayılıyorum. Onların kahkahaları benim yüzümü güldürüyor. Tabiii boş durur muyum hemen onların o hallerini videoya kaydettim. Akşam evde mutlaka seyrederiz. 🙂

Son zamanlarda fotoğraf yerine videoyu daha çok çeker oldum. Özellikle uzun yola çıktığımızda bizim için çok eğlenceli. Videolarımızı izleyip izleyip gülmek defalarca hem de bıkmadan… Hele ki bebeklik videoları o anı tekrar yaşıyormuş hissi veriyor insana. Tavsiye ediyorum anlarınızın fotoğraflarını çekin ama videoyu daha çok çekin derim.

Bu hafta sonu ne yapalım diye düşünüyorsanız. Kış, soğuk sizi korkutmuyorsa ki inanın çocuklar soğuktan hasta olmuyor havasızlıktan daha çok hasta oluyorlar, hiç düşünmeyin hem bol bol temiz hava alma, hem de çocukların görerek dokunarak tecrübe edinebilecekleri bir yer. Gidin derim. İçeriye yiyecek içecek alınmıyor haklı olarak çevreyi çok temiz kullanan bir millet değiliz. Belirli saatlerde giriş çıkış yapılabiliyor belli bir ücret karşılığında. İhtiyacınız olabilir diye aşağıda yazmak istedim. Gezinirken arkamızda üniversite gençliği vardı kendi aralarında sohbet ediyorlardı. “Abi yaaa artık doğada gezinmek bile para ile” dedi. Ve inanın kendimi tutamadım ve kahkaha attım Seviyorum ben bu üniversite gençliğini…

Unutmadan fotoğraf makinanızı yanınıza almayın unutmayın. Çekilecek o kadar güzel anlar yakalayacaksınız ki bende söylemesi.

  • Ziyaret Saatleri: Yazın: 08:30 – 20:00 — Kışın: 08:30 – 17:00
  • Hafta içi: Öğrenci 2 TL. Normal 4 TL.
  • Hafta sonu: Öğrenci 5 TL. Normal 10 TL.

Sevgiler

(Visited 57 times, 1 visits today)

Yorumlayın, Cevap yazın, Fikirlerinizi paylaşın!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir